TÜRKİYE'DE RAMAZAN (RAMAZAN AYI ÜZERİNE )


Bir kez daha Ramazan'a ulaşmayı nasib etti Rabbimiz. Bir kez daha ümmet-i Muhammed'in kurtuluşuna bir vesile olsun diye dualar edildi. Ama sadece Ramazan ayının bir vesile olmasını istedi insanlar. Sadece teravih namazından sonra biraz salavat getirip , ümmet için birkaç sözcük çıktı ağızlarından. Çünkü gençlerimizin kariyer planlarından , kadınlarımızın yenilemek istedikleri ev eşyalarından , erkeklerin büyütmek istedikleri işinden sonra ancak bir kaç cümle ümmete ayrılabiliyordu. Bu rağmen insanlarımız Ramazan ayının getireceği büyük değişikleri (!) düşünüyordu.
Ramazan ayının gelişi ne değişitebilir toplumumuzda ?
İnsanlar neden Ramazan yaklaşınca sevinir ?
Ramazan ayı sadece vicdanen bir rahatlama mı bizim için ?
Maalesef Ramazan anlayışımız nefsi terbiye çerçevesinden çıkıp , yemek festivaline dönüşmüş gibi . Niçin aç kaldığımızı unutmuş insanlar. Sanki on bir ay boyunca beklenilen Ramazan ayının getireceği maneviyat değil de onunla gelen iftar davetleri , eğlenceler ve yeni lezzetler olmuş gibi. İftar davetleri denildiğine bakmayın. Muhtaçlara değil bu iftarlar , yakın akrabalara , kendisini iftara davet etmiş komşuya , hali vakti yerinde iş arkadaşlarına yapılıyor bu davetler. Kendisini çağırmayan yakınını maalesef iftara davet etmiyor insanımız. Toplumda içi boşaltılan bir çok anlayışın arasına maalesef ki Kutsal dinimiz islâmın emrettiği oruç ayı da ekleniyor.
Önceden Ramazan ayı gelince sokakta ki seyyar satıcılar birden yok olurdu , önceden çocuklar bile bu aya hassasiyet gösterir , oruçlunun önünde su bile içilmezdi. Şimdiki toplumumuz acaba nasıl bu hale geldi ?
Kuru bir açlık anlayışının yanı sıra ihyânın aksine imhâ edilen günden güne çürügülen bir Ramazan anlayışı nasıl hayatımıza kadar yerleşti ? Gördüğüm kadarıyla Ramazan artık bir değişiklik meydana getirmiyor asrımızda. Yemek sektörü hiç etkilenmiyor mesela. Sokakta ki su satan amcalar bu ayda bile yerlerinden ayrılmıyorlar . Normal aylarda sürekli dumanı tüten restoranları sekteye uğratmıyor bu ay. Aksine sadece Ramazan gelince ekranlara çıkan hocalarımız sahurda sahabenin açlığını ve aza kanaatini anlatıp , iftarda halkımıza abdestin nasıl alınacağını , orucun hikmetini anlatıp ayın sonunda kayboluyor ekranlarımızdan.
Bize kâr kalan gün içinde boşaltıp iftar ve sahurda tıka basa şişirdiğimiz midemiz , buz dolabına istiflediğimiz yiyecekler oluyor.
Ramazan ayının vazgeçilmez içeceği (!) halini alan , litre başına on mg. alkol bulunan koladan bahsetmiyorum. Ekranlarımızda topun patlamasıyla kola ile iftar açan insanların reklamı sadece halimizi gösterip gözlerimizi yaşatıyor.
Gün boyunca aç kalan , oruç tuttuğunu sanan insanlarımız topun patlamasıyla kola içiyor. Böyle tutulan oruçlardan , insanların sadece aç kalmak olarak ihya ettiği , iftarından sahuruna kadar delik deşik edilmiş Ramazan ayı nasıl toplumun ıslahına vesile olabilir ?
Hocalarımız anlata anlata bitiremedikleri abdestin alınışını bırakıp , Kur'anın mesajını , ekranlarda namaz kılmayı göstermek yerine halkımızın hiç duymadığı tevhîdi anlatsalar. Peygamberi (s.a.v) görünce ağlayan kütük yerine , O'nun metodunu anlatsalar keşke.. Yada iftar çadırlarında halka sünnet olarak halka dağıtılan sirke ve tuz dışında islâmî şuur verilse insanlarımıza. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DİNLENMEYİ ÖĞRENMEK

SOSYAL MEDYA VE REEL HAYAT

Değişmek | Değişime Direnç Göstermek