Kayıtlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

FEMİNİZMİN KISKACINDA KADIN

Son yılların moda tabiri halini alan, t-sihrtler üzerine adı basılan, her sene en az bir defa savunucularını meydanlarda, ellerinde pankartlarla gördüğümüz bir akım var. Geçmişi ne yazık ki asırlara dayalı bir akım. Öyle ki sosyal medyada 'biyografi' bölümüne bir dinmiş-meslekmiş-memleketmiş gibi adı yazılan, gencecik hayatların 'kedinin kuyruğunu yakalamaya çalışması' gibi anlamsız bir mücadele içine girdikleri o meşhur kavram; "Feminizm". Kadının kadınlığını iki paralık edip kendinsini toplumda ispat etmekle zorunlu kılan Feminizm 18. yüzyılda Fransa'da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akımdır. Bence feminizm, bir kadının kendine yapacağı en büyük hakarettir. Kadının feminzmle kendine verdiği zararı erkekler ona verememiştir. Geleneksel olarak bakacak olu...

MİSYONERLER DESTEKLENİYOR İSLAM DAVETÇİLERİ ENGELLENİYOR!

21. Asırdan yazıyorum bu satırlarımı.. İnsanın 'insan' gibi yaşamaktan vebadan kaçar gibi kaçtığı, yaşama şekliyle hayvanları utandırdığı, bazı kelime oyunlarıyla yığınların kolayca kandırıldığı, insanların kandırılmaya aşık, ahmak adamı oynadıkları bir çağdan yazıyorum. İslami camiaya, islami kimliği olanlar tarafından verilen zararın artık ölçülemediği bir çağdan yazıyorum. İnsanların uyutulmaya, sindirilmeye çalışıldığı bir çağdan "bu kafayı kesseniz de hakkı konuşur" diyen, on dakikalık telefon görüşmelerini bile tevhidi anlatarak ailesine ve talebelerine nasihat eden Alparslan Kuytul gibi yiğit bir hocanın talebesi olarak yazıyorum. Ve varlığını bilmediğim yüreklere sesleniyorum... 30 Ocak günü evine yapılan şafak operasyonuyla tutuklanan, 312 gün tecritte kalan, 24 Ocak'ta tahliye olup 24 saat geçmeden tekrar tutuklanan ve 17 aydır tutuklu bulunan Alparslan Hocanın telefon görüşme hakkı 'süresiz' yasaklandı. Ailesiyle görüşmesine kısıtlama getiril...

DAHA İYİ YAŞAMAK ADINA

Yaşamak dedik adına. Düşe kalka , utana sıkıla yaşamak dedik adına. Sırf daha iyi yaşayabilmek adına daha fazla çalıştı insanlar. Çocukları daha iyi yaşasın diye indi kömür madenine , inşaatlarda elli kilogramlık çimento çuvalları taşıdı , güneşin altında kazma-kürek salladı. Daha iyi yaşasın diye okudu çocuklar. Önceden okuyun adam olun diyenler ; şimdi okuyun memur olun demeye başladı. Çünkü memur olan iyi yaşardı (!) , haysiyetten nasibini alamamış insanlar bile memur olur , ailesinin iftiharını kazanırdı. Daha iyi yaşamak için üniversite okutuldu , daha iyi yaşamak için senelerce sınavlara hazırlandı , mezun oldu , atama bekledi . Sakın yanlış anlaşılmasın ! İşsizlerin %27'sini , yani 48 bin 854'ünün üniversite mezunları olduğundan , işsiz kalan mesleklerin başında mühendislik ve gazetecilik geliyor(yani en derin beşeri ilimlere sahip bölümler) bahsetmeyeceğim. Beni ilgilendirmiyor o kısımlar , gerçi şimdi hiçbirimizi ilgilendirmiyor. Evet! En son daha iyi yaşama...

YORULMAK

Yorulmak diyoruz adına. Bazen bir fiilden öteye  geçmese de, farketmeden hayat yolunu görüyoruz onunla Ne tuhaf ! Koştuktan sonra "yoruldum" diyoruz , Sıkılınca , uzaklaşmak isteyince "yoruldum", Anlaşılmayıp , anlamak istemeyince "yoruldum" Sahi ne kadar da çok yerleştirmişiz hayatımıza, Yorulmak bir fiilden ibaret oysa... Sıkılınca , bezince , kaçmak isteyince , istediğini elde edemeyince ve bunun gibi birçok duygu durumunu ifade etmemizi kolaylaştırıyor. Yüzün neden asık ? Diye soran annene yoruldum diyorsun , Kardeşine kızarken yoruldum artık arkanı toplamaktan diyorsun , Telefonda sesinin kötü geldiğini söyleyen arkadaşına yorulmaktan veryasın ediyorsun. Aslında yorulmak fiiliyle ifade edilmemesi gerektiği halde illaki o fiile yamadığımız bir çok duygu durumu var. Galiba biz insan olarak biraz dram seviyoruz. Dünyadan sıkılmış bir insan her zaman düşündürür bizi , evin temizliğini yaptıktan sonra bitkin düşen annen her zaman sızlatı...

GİDİŞAT İYİYE GİTMİYOR

Gidişat iyiye gitmiyor.. Bir şeyler yapmamız gerekiyor. insanımız gaflet uykusundan lezzet alır hâle geldi.. Binlerce kayıp yaşıyoruz ama kimsenin umurunda olmuyor.. Değerlerimizi kaybediyoruz . Birileri dinimizi üç kuruşluk makamı uğruna satışa çıkarmış ; kapış kapış gidiyor genetiğiyle oynanmış islam. Kızlarımız bir paçavra misali başına aldıkları renkli bezlere "tesettür" diyor.. Yüzlerine katman katman sürdükleri boyaları şimdi en çok islamın kızları alıyor. Lise çıkışlarına rastlamamak için erken çıkıyorum evden , gördüklerim bir şeyler alıyor benden; caddenin ortasında oturup ağlayacak hâle geliyorum.. Nerede kaldı insanlığınız , dininizi iki yüz gramlık çay poşetlerine mi sattınız ! Hangi tanzim satış noktasında beklerken düşürdünüz , bir bozuk para gibi cebinizde taşıdığınız insanlığınızı ... Gidişat iyiye gitmiyor. Bir şeyler yapmamız gerekiyor... Otobüste önümde oturan yaşlı teyzenin elinde zar-zor kullandığı büyük ekranlı bir telefon var , yan koltuğ...

EMANETÇİYE ( Alparslan Hocama İthafen )

Kıymetli , eli öpülesi , çilesi baş-göz edilesi hocama selâm olsun.. Hayatını islam davasına adayan , Tevhitten milim sapmayan çağın sahabesine selâm olsun. Selâm olsun Bolu zindanlarının kasvetli duvarlarına can katan hocama.. Selâm olsun hava boşluğundan hiç görmediği bir insana dersler yapan çilekeş imama.. Üç yüz on iki gün tecritte kalan , kalbinden davadan bir parça koparılamayan , sessiz yığınların canhıraş çığlığı olan kıymetli hocama selâm olsun. Bir davada buluştuk , aynı dava için bir araya geldik , aynı fikri anlattık. Aynı hedefe bıkmadan yürüdük , aynı şafağı beklerken kaldırımlarda sabır çürüttük.. Susmaya yeminliği , körlüğe zincirli binlerin aksine her acıyı gördük. Her adaletsizlikte , her zulümde meydanlarda hakkı savunduk. İzleyici olmayı davamıza yakıştırmadık.. Bizim davamız.. Hasan el-Bennaların , zindanlarda Kutubların , sürgünleriyle Bediüzzaman'ın davası. Susanların aksine , konuşmaya yeminli çilekeş hocamın davası.. Öyle bir dava ki ; da...