unutmak.
Kafeste olan bir bülbüle içerlenen ve onu serbest bırakmak için bir çocuktan satın alan, kafesin kapısını açtığında bülbülün kendisini terk etmediği Süfyan es- Sevri'den söz ediyor okuduğum kitap. "İlim susmayla başlar, dinleme ve ezberle devam eder ancak yaşadıktan sonra öğretilebilir" diyor. "Kişinin ilmi çoğaldıkça acısı da çoğalmalı, kalbe acı getirmeyen ilimden bir şey beklenmemeli" diyor. Çarşıda alışveriş yaptığı sırada kendisine bir soru yöneltiliyor. "Aklım dirhemimde takılı kaldı" diyerek soruyu cevapsız bırakıyor. Birkaç satır önce insanların kalben dünya malına daldığına içerlenen birinin aklının dirheminde kaldığını düşünmüyorum. Bu, dünyaya dalmak değil, dünya ile meşgul olduğu sırada kendini böyle bir mesele cevaplamaya ehil görmemek. Dünya ile uğraşmadığımız zamanları arıyorum. Günü saatlere bölüyorum önce, saatleri dakikalara. Saniyelere bölmeye cesaret edemiyorum. Dünyadan kaçtığımız zamanlarda bile üzerimizde kokusunu ta...