Kayıtlar

Şubat, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yollarda | 1

Günlerdir etkisinden çıkamadığım, istemsizce gözlerimi yaşartan ve beni içimdeki çocuğa mahcup eden belki basit belki de önemsiz gibi görünen bir hadise... Taş köprünün 200 metre kadar öncesinde bir arkadaşla  dolmuşa b iniyoruz. En arkadan bir ön sıraya oturuyoruz. Araçta, arkamızdaki anne- oğul dışında kimse yok. Taş köprüye yaklaşınca kırmızı ışıkta duruyoruz. Anne heyecanla en fazla 10 yaşındaki oğluna "bak burası taş köprü" diyor. Çocuk hemen arka camdan dışarı bakıyor, şaşırdığını ifade eden cümleler kullanıyor. "Ne kadar güzelmiş anne" diyor (anne derken sonundaki "e" harfini uzunca söylüyor). Üstünde neden kuşlar var? Annesi cevap vermeden sanki ilk defa duyuyor ya da görüyormuş gibi duraksıyor, bir şeyler yemek için işte. Balık falan yiyorlardır. Çocuğun "martı" yerine kuş demesine takılıyorum, annenin "onun adı martı oğlum" diye düzeltmemesine takılıyorum, martılarla yan yana duyduğumuz simitten bahsetmemesine takılıyorum. ...

DÖNÜŞMEK

"Okurken yazın" sözüne müteakip yazmaya başlıyorum. Konu Marksist toplumda "praxis" kavramı. Ali Şeriati bunu somut bir örnekleme ile insan vücuduna benzetmiş. Parmağın hareketi demiş, kimin eseridir? Beynin mi, yoksa kalbin mi? Hayır. Vücutta yapılan her şey birbirine bağlı olan bir mekanizma sayesinde işler. Marksist öğretilerde çokça tartışılan praxis işte budur. Her şeyin birbirine bağlı olmasıdır. Marksizm'i yazmak için gecenin bu saatinde oturmadım elbette. Şeriati "beyin mi yoksa kalp mi" sorusunu sorduktan sonra Dr. Bernard'ın bir sözünü eklemiş kitaba; "Kalbi bulunduğu yerden çıkarıp başka bir yere koyarsanız bambaşka bir şeye dönüşür." diyor doktor. Kendimi buluyorum sanki. Beni bulunduğum yerden çıkarıp 21. asrın orta yerine bırakmışlar gibi. Abdurrahim Karakoç'un sahiplenmek istediğim bir sözü var; "Kalmışım ara yerde tozdayım, dumandayım. Kirli bir mekandayım, iğrenç bir zamandayım." İşte böyle... Hayatta her...