Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nietzsche İle Sohbetler 3 | Dönüşmek

Karma karışık iki sayfanın ardından iki satırlık bir paragrafın altını çizmişim. Sayfanın geri kalanında ne anlatmak istemiş, kendisi de ne anlattığını anlayabilmiş mi pek anlayamadım. Ama galiba çizdiğim iki satır anlamadığım iki sayfalık yazıyı açıklamaya yetecek gibi: "Eskiden tutkuların vardı. Şimdi erdemlerin var: onlar senin tutkularından doğdu. En yüce hedefini bu tutkuların bağrında filizlendirdin: onlar senin erdemlerin ve sevinçlerin oldu." İbn Haldun diye hatırlıyorum, "kişi alışkanlıklarının çoğuludur" diyor. Galiba Nietzche'de tam olarak bunu anlatmak istemiş olmalı. Tutku dediğimiz şey çok sevdiğimiz şeyler olabilir. Zaten insan gün geçtikçe sevdiği şeylere dönüşüyor. Çünkü zamanını veriyor ona, kendinden verirken ondan da bir şeyler alıyor. Peki ne bu alışkanlıklar? Eğer ortada bir dönüşüm olacaksa biraz ürkütücü değil mi? Bir şeyin alışkanlık olabilmesi için ne kadar zaman gerekir? "Ruh Terbiyemiz" kitabında hal ve makamdan bahsed...

Nietzsche İle Sohbetler 2 | Uyumak

"Ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim" diyor anlamak için uzunca düşünmemiz gereken yazarımız. Felsefede mihenk kabul edilmiş biriyle konuşuyorum, onu okuyorum. Kendisi "Böyle Söyledi Zerdüşt" kitabını yazdığında, 'bu kitabın anlaşılması için bir asır gerekecek' demiş. Kitap 20. yüzyılda itibar kazanıp rağbet görmüş. Ama anlaşılma kısmından pek emin değilim. En azından şahsım adına pek bir şey anlayabildiğimi söyleyemeyeceğim. Kitabın analizlerini okuduğumda "hayatımın her evresinde okuduğum", "insanı derinlere götüren", "hayatı sorgulatan bir kitap" vb. iddialı ifadelerle karşılaştım. Bir felsefe öğrencisi olmasam da felsefeyi ve felsefi makaleleri severim. Anlamlar çıkarmak hoşuma gider, bir mesele üzerindeki farklı görüşler ve altında yatan sebepler dikkatimi çeker. Bir bardağı dümdüz çizen ile gölgelendirerek tüm boyutlarıyla kağıda taşıyan elbette farklıdır. Ama aradığımın bu olmadığını fark ettim. Yani aradığım der...

Nietzsche İle Sohbetler 1 | Ruhun Üç Dönüşümü

Resim
Ruhun üç dönüşümünden bahsediyor Nietzsche.  " Tinin üç dönüşümünü anlatacağım size: Tinin deveye, devenin aslana ve son olarak da aslanın çocuğa dönüşmesini." diyor "Böyle Söyledi Zerdüşt" kitabında.       Geçtiğimiz yaz "Yürümenin Felsefesi" kitabını okurken kendisini yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Bu kitabını da saatlerce yürüdükten sonra masa başına oturup yazdığından bahsediyordu. Böyle düşününce okumak kitabı biraz daha anlamlı kılıyor. Gelelim ruhun üç dönüşümüne; "Güçlü, dayanıklı, içinde derin bir saygı barındıran tinin pek çok ağır yükü vardır. Ağırı ve en ağırı ister onun gücü. Nedir ağır olan diye sorar dayanıklı tin. Ve bir deve gibi yüklenmek ister onu."      Kaçtır karşıma çıkıyor develer. Herkes bir başka anlam yüklemiş. Söz ile deveyi barıştırdık. Şimdi sıra ruh ile deveyi bağdaştırmaya geldi galiba. Ruh ağır olanı taşımak ister diyor Nietzsche. Deveyi üzerine yük yüklenmeden önce düşünüyorum. Çölün ortasında, ...

yağmur.

Resim
                              Dün de bu kadar hiddetli miydi gökyüzü. Gün ortasında nasıl böyle karanlık olur bu ev, böylesine bağıran bir sessizlik nasıl sinmiş odamın duvarlarına. Dokunsan sanki dış cephedeki yağmur duvarın iç kısmından ıslatacak ellerimi. İnsan bilmediği yollara girince yağmurun anlamı değişiyor. Şimşekleri üzerine alınıyor, camını dövercesine hızla çarpan yağmur damlalarına içerleniyor. "Ne var bu kadar hızla değecek canıma, anladık hiddetlisin!" diyesi geliyor gökyüzüne. Evet hiddetlisin, ansızın yıldırımlarla yerinden çıkarıyorsun kalbimizi. Yok bizim yıldırımımız. Hiddetlenince de, sevinince de, ağlayınca da kimseler duymaz bizi. Dilsiz olduğumuzdan değil, bilmediğimizden senin gibi gürültü yapmayı...      Balkona astığım havlular şimdi benim yapacağım seçimi bekliyorlar. Belki biri benden önce davranıp kurtarır onları ikinci defa ıslanmaktan. Ne tuhaf! Yeryüzünü temiz...