yağmur.
Dün de bu kadar hiddetli miydi gökyüzü. Gün ortasında nasıl böyle karanlık olur bu ev, böylesine bağıran bir sessizlik nasıl sinmiş odamın duvarlarına. Dokunsan sanki dış cephedeki yağmur duvarın iç kısmından ıslatacak ellerimi.
İnsan bilmediği yollara girince yağmurun anlamı değişiyor. Şimşekleri üzerine alınıyor, camını dövercesine hızla çarpan yağmur damlalarına içerleniyor. "Ne var bu kadar hızla değecek canıma, anladık hiddetlisin!" diyesi geliyor gökyüzüne. Evet hiddetlisin, ansızın yıldırımlarla yerinden çıkarıyorsun kalbimizi. Yok bizim yıldırımımız. Hiddetlenince de, sevinince de, ağlayınca da kimseler duymaz bizi. Dilsiz olduğumuzdan değil, bilmediğimizden senin gibi gürültü yapmayı...
Balkona astığım havlular şimdi benim yapacağım seçimi bekliyorlar. Belki biri benden önce davranıp kurtarır onları ikinci defa ıslanmaktan. Ne tuhaf! Yeryüzünü temizleyen yağmurun pür-i pak havlularını kirleteceğini düşünüyor annem. Hangimiz yanılıyoruz? Yine ben yanılıyorumdur, son zamanlarda en sık yaptığım şey yanılmak...
Kendi hikayemizi yazarken kırılan kalemimizi ne de güzel bahane eyledik her yapamadığımıza. Her şeyin yenisini aldık da bir kalem bulamadık değil mi dertlerimize bastıracak.
Gözlerime gelen güneş ışığına elimi uzatıyorum, gidiyor güneş. Biliyorum, sadece benden gidiyor.
İnsan bilmediği yollara girince kelimelerin anlamını unutuyor. Boşluk duygusu çöküyor omuzlarına. Sahi ne demek boşluk? Ne kadar da ağırmış...
Fizik kurallarına aykırı değil mi boşluğun omuzlarımı çökertmesi. Bir bilene sormalı, kaç kantar ölçer omuzlarıma yuva yapan bu kuşu. Serçe gibi hafif görünür de neden ben eziliyorum altında. Anlatamıyorum. Ellerimle gökyüzüne salmak istiyorum. Sağ elimin işaret parmağında, uçmuyor. Taşıyacağız seni diyorum, bize de bu yazılmış zahir...
Dün de bu kadar hevesli miydi insanoğlu yaşamaya. Dün de böyle camımdan akan damlalar gibi mi geçti vaktimiz. Ne batanla dibin yolunu öğrenebildik ne de batacak olanı hesaba katabildik.
Ne kadar yazsam da yazmadıklarım yanında buz gibi ifadesiz kalıyor tüm bunlar. Bazen tüm bu cümleleri çekip koparmak istiyorum hayattan. Ne anlamı var bunca kelimeyi birbirine zincirleyip esir etmenin. Kelimeler de isterdi istedikleriyle kol kola girmeyi. Biz esir ettik onları...
Yorumlar
Yorum Gönder