UZAKLARIN ŞARKISI
Büyük bir savaştan mağlup dönmüş gibi yere çakılı gözleri. Kimse neden başını kaldırmadığını soramıyor ona. Öfke ve hüzün arasında tutarsız bir ifadeyle oturuyor bir köşede. İlk defa bakan dokunsa ağlayacağını sanıyor. Bir daha bakınca sanki az sonra kapıyı çarpıp gidecek gibi olduğunu fark ediyor. Onu biraz tanıyan biri geliyor yanına. Önce uzaktan bakıyor, öyle ifadesiz, öyle karmakarışık gözleri. Ne ağlayabilir ne de kalkıp gidebilir bu diyardan. Yapamayacağından değil, öyle kolay vazgeçemez gönül verdiği şeylerden. Bağımlılık gibi sevmez üstelik, gönül verip çok sevdiği ne varsa sürekli ölçüp biçer akıl ve gönül terazisinde. “Neden seviyorum kitapları?” diye sık sık sorar kendine. Okumadan yapabildiğinin farkında ama okumadan yapmak istemez. Elbette yağmur yağınca çamaşırları hatırlamalı ama yağmura iki mısra hediye edecek bir gönlü olsun ister. Kuşlara selam vermeyi, her akşam sitenin kapısındaki kediye ‘selam güzellik’ diyerek bahçesine girmeyi,...