inşa...




Geçen kasımda bu kadar değişken miydi hava? Ya içim, o da bu kadar hızlı mı harap oluyordu? Savaşın ortasında savaşa karşı ev yapan bir adamı izlemiştim bir keresinde. “Yine yıkacaklar ama ben yine yapacağım” diyordu. Her yeni günle büyükçe bir ev inşa ediyorum kendi içimde. İlk defa yapıyor gibi heyecanlı, her bir köşesinde ince detaylara hayran kalıyorum, gözlerimi kapatıp ezberlemeye çalışıyorum bazı yerlerini. Öyle mutluyum, öyle heyecanlı, öyle umut dolu. Biri gelip “dünyanın her yerinde savaşlar durdu, adını satırlarında anmayı unuttuğun Aksa özgürlüğüne kavuştu” dese hiç şaşırmadan “biliyordum!” der boynuna sarılırım. Öyle güzel, öyle tam teslim… Akşam olunca güneş evine çekilir ya; caddelerde tuhaf bir soğukluk, esen rüzgar tüm hücrelerinize değer sanki… Orada sabah şarkılarla, şiirlerle inşa ettiğim evime bir şeyler olur. Durakta dolmuş beklerken o ansızın gelen kara bulutları savacak gücüm kalmamıştır. Artık kendimi kandırdığımı düşünmeye başlarım. Her şeyin aslında benim kurmacam olduğunu, hiçbir şeyin hiçbir zaman istediğim gibi olmayacağını, aslında böyle bir dünyaya ait olmadığımı düşünürüm. Sabah inşa ettiğim evin direkleri bir bir önüme düşmeye başlar. Bir enkazda yürüyor gibi giderim eve. Annemin “ne yaşadıysan kapıda bırak” tavsiyesini uygulayamam. Çünkü yaşadığım olumsuz bir şey yoktur; içimde yıkılan kocaman hanedanlığıma içerlenirim. Sabah giderken dinlediğim hareketli parçaların yerini sessizlik alır. Öyle ki odada konuşana kızarım, ışığı açana, masadan bir şeyler alırken çıt çıkaranlara, çay- kahve içerken beni çağırana… Canım hiçbir şey istemez. Yıkılan evine karşı oturup meyve yiyen nerede görülmüş? Şöyle bol köpüklü bir kahve içen ya da… Ben de yapamam işte. Sonra kitaplar okurum, bir şeyler izlerim, dersime çalışırım. Sonra yeni bir gün için uyurum. Yeni işler, yeni bir program, yeni kitaplar bir de yeni bir ev… Yarın, sanki dün yıkılan ev benim değilmiş gibi kocaman bir hanedanlık kurarım kendime. Sanki gece olmadan yıkılmayacakmış gibi… Balkabağının faytona dönüşmesinin sadece masallarda olduğunu unuturum. Gece olunca çöken sessizliği unuturum, iç sıkıntısını unuturum, deneyip deneyip kuramadığım hayalleri unuturum ve yeni bir ev inşa ederim kendime. Her odasına heyecanla girerim, duvarlarındaki tablolara kadar itina ile düzetirim. Akşam olunca yine yıkılır.

 Bugün uzun zamandır hiçbir şey inşa etmediğimin farkına vardım.  Bir açıklaması olmalı… Galiba artık bunu düşünemeyeceğim. Açıklaması yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DİNLENMEYİ ÖĞRENMEK

SOSYAL MEDYA VE REEL HAYAT

Değişmek | Değişime Direnç Göstermek