Nietzsche İle Sohbetler 2 | Uyumak
"Ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim" diyor anlamak için uzunca düşünmemiz gereken yazarımız. Felsefede mihenk kabul edilmiş biriyle konuşuyorum, onu okuyorum. Kendisi "Böyle Söyledi Zerdüşt" kitabını yazdığında, 'bu kitabın anlaşılması için bir asır gerekecek' demiş. Kitap 20. yüzyılda itibar kazanıp rağbet görmüş. Ama anlaşılma kısmından pek emin değilim. En azından şahsım adına pek bir şey anlayabildiğimi söyleyemeyeceğim. Kitabın analizlerini okuduğumda "hayatımın her evresinde okuduğum", "insanı derinlere götüren", "hayatı sorgulatan bir kitap" vb. iddialı ifadelerle karşılaştım. Bir felsefe öğrencisi olmasam da felsefeyi ve felsefi makaleleri severim. Anlamlar çıkarmak hoşuma gider, bir mesele üzerindeki farklı görüşler ve altında yatan sebepler dikkatimi çeker. Bir bardağı dümdüz çizen ile gölgelendirerek tüm boyutlarıyla kağıda taşıyan elbette farklıdır. Ama aradığımın bu olmadığını fark ettim. Yani aradığım derinlik felsefede mevcut değil. Felsefenin piri kabul edilen Nietzsche'ye bakıyorum. Tanrı diyerek alelade konuşabiliyor, belki de hiçbir bilgisi olmadığı ruh hakkında ileri geri savlar üretebiliyor. İlk yetmiş sayfasından sonrasını tarayarak, hızlıca okuduğum kitabın bana bir şeyler vermesini istiyorum. En azından yazarla oturmak, fikirlerimizi tartışmak, onun bir cümlesinden anlamlar üretmek. Zerdüşt, en yalın anlamıyla ateşe tapan. Böyle düşününce pek beklenti sahibi olmamam gerektiğini anlamam gerekirdi. Neyse. Hemen gömmeyeyim, güzel yerleri yok değil.
"Günde on kez yenmelisin kendini: bu iyi bir yorgunluk verir ve ruha afyon gibi gelir. Günde on kez yeniden barışmalısın kendinle; çünkü kendini yenmek burukluk yaratır ve kötü uyur kendiyle barışık olmayan. On hakikat bulmalısın günde; yoksa gece arar, aç kalır ruhun. Günde on kez gülmelisin ve neşelenmelisin; yoksa gece rahatsız eder seni bu dert küpü." diyor.
Kitabın başka yerlerinde uykusu bozuk olan insandan kaçmalısın diyor. Şu günlerde uykusu düzgün insan var mıdır diye düşünüyorum. Geceyi de gündüzü de kararında yaşamayı sevenlerdenim. Öyle uzunca uyanık kalmaktan haz etmem, sabah güne erken başlanması gerektiğini düşünürüm. En azından vicdanen rahat olduğum zamanlarda bu böyle. Aslında uyumak için uyanık olmak gerektiği kanaatindeyim. İnsan yeterince uyanık kalmadığı zaman uyuyamıyor. Nedir yeterince uyanık kalmak? Yorulmak diyebiliriz belki. Kursta arkadaşlarla aynı saatte yatışa geçmiş olurduk. Yastığımın içinden ışığımı ve günlüğümü çıkarır, yazdıktan sonra bazen biraz kitap okuyup uyurdum. Arkadaşlara göre çok geç uyuyordum. Ama onlar uyumaya çalışırlardı, ben başımı yastığa koyar koymaz uyurdum. Birçok defa onlardan önce uyumuş olurdum. Rehberlik dersinde hocamız "zihninizde boş yer bırakmayın, zor uyursunuz" dedi. O günden sonra bizim odada her yatağın başında ışık yanmaya başladı. Yine aynı saatte uyuyorduk, ama yapmamız gereken şeyleri bitirmiş oluyorduk.
Yorulmadığımız zaman uyuyamıyoruz. Uyuyamayınca kaygı makinesine dönüşüyoruz. Kafamıza takılan meseleler üretiyoruz. Kendi moralimizi en iyi biz bozuyoruz. Sezonun başında kurstaki gibi çabuk uyuyamadığımı söyleyince sağolsun kıymetli hocam fazladan üç iş daha vermişti. Onları yetiştirmek için kararında uyuyor el mecbur erkenden uyanıyordum. İşin tuhaf kısmı en çok okuduğum zamanlar yine o yoğun günler oluyordu. İnsan vaktini yeterince doldurduğunda zamanını yönetmeyi öğreniyor. Ama evdeyken güneşin batışıyla tekrar doğuşu arasına bir soru işareti oturuyor. Nasıl geçti bilmiyoruz. Neyse. Şöyle devam ediyor Nietzsche: "Bugün nasıl yendin on kez kendini? Neydi yüreğine iyi gelen on barışman, on hakikatin ve on kahkahan? Böyle kırk düşünceyi tartarken gözlerime çöker uyku, o erdemlerin efendisi. Derken çalar usulca düşüncelerimi."
Gündüzün gürültüsüyle duyamadığımız ya da gürültüden faydalanıp kulak tıkadığımız şeyler gece içimizde yankılanmaya başlar. Bu yüzden uykuya yenilmeyi seviyorum. Uykuyu yendiğimde beraberinde gelecek mağlubiyetlerden ise tek bir mağlubiyeti yeğlemek daha sağlıklı olur galiba. Neyse. İşte Böyle söyledi Zerdüşt...
Yorumlar
Yorum Gönder