Sorular Üzerine 1 | MUTLULUK



- 15 yaşımda yazmaya başlayıp devamını getirmediğin onlarca yazıdan sadece bir tanesi. Birkaç yerinde oynama yapıp bir seri halinde yazmaya karar verdim. Belki de basitseyip yazmaktan vazgeçmemek gerekiyor. Mürekkep bize kalbimizi hatırlatıyor.

Hayatta birçok soru işareti var. Eğer noktalama işaretlerinden bir silah yapmamı söyleselerdi sadece soru işaretini seçerdim. Çünkü sorular insanı ağır ağır öldürür. Ağır ağır ve acılar içinde...



Telefon çalar:
+ ...
- Alo, kiminle görüşüyorum?
+ Ben soru işareti, nasılsınız?
- İyiyim, siz nasılsınız?
+ Hep iyi misinizdir, hep mutlu ve neşeli, hiç kötü olmaz mısınız?
- Genelde mutlu olmayı tercih ederim, canımın sıkıldığı da olur elbette.
+ Mutlu olmayı mı tercih edersiniz, mutluluk bir tercih meselesi midir?
- Mutluluğu ararsanız tercih edebilirsiniz.
+ Nerede bulabilirim onu?
- Kalbinizde...
+ Kalbim fazlasıyla dağınık, mutluluk uğramaz oraya, uğramıyor da..
- O zaman mutluluğa elverişli bir mesken haline getirin kalbinizi.
+ Nasıl olur? Kalbimin bütün odaları dolu...
- Önce odaları boşaltmakla başlamalısınız.
Kıskançlığı çıkarmalısınız mesela, tasını tarağını toplayıp gitsin. Yerine güzel fedakârlık gelsin...
Sonra yalanı yaka paça atın evinizden. En acilinden çıkmalı, bir daha görmemelisiniz onu. Hatta evinizin anahtarını değiştirin, gelse bile giremesin içeri. Yalanın yerini nur yüzlü doğruluk doldursun, hoş tutun yerini. Doğruluk insanı sultan yapar..
Dünya sevgisini de kovun evinizden; pılını purtısını toplayıp gitsin, yumuşak davranmayın ona, ite kalka çıkartın dışarı. Yerine tevazu gelsin. Bir oda bana çok fazla diyecektir; aldırmayın. Dünya sevgisinin odasına yerleştirin onu da. Temizler, paklar odayı bir güzellik sarar, şaşırırsınız...
Cimrilik barınmamalı evinizde. Yakasından tutup atın dışarı, bıralın terkilerine kadar götürsün, hiçbir şey bırakmasın geride. Yerine cömertliği çağırın. Elleri dolu dolu gelecektir. Yeni arkadaşlar getirir, hediyeler, güzel kokulu sabunlar, çaylar, defterlere inci gibi yazılmış şiirler getirir. Akşamları bir yer sofrası serer odasına, çağırır herkesi. Kendi tabağından alır, tevazunun tabağına koyar. Sonra evde bir bayram havası olur ki caddelerde koşarak yürümek istersiniz. Sebebini bilmeden heycanlanır, istemeden gülümsersiniz.
Sonra kullanmadığınız ne varsa atın. Söyleyemediklerinizi buruşturup atın, ben yaptım; gerçekten attıklarını yavaş yavaş unutuyor insan. Fazla fazla kalemleriniz vardır; dağıtın. Bir uçlu, bir tükenmez bir de kırmızı kalem kâfi gelir. Attıklarınızın yerini doldurmayın, boşluk iyidir.
+ Eeee, mutluluğa bir oda kalmadı yine, kalbimin her yeri doldu?
- Yanılıyorsunuz...
Mutluluk bir bütün değildir zaten. Hiçbir zaman elinde valiziyle kalbinizi mesken edinmeyecek de, beklemeyin..
Bir puzzle gibi düşünmelisiniz.
Fedakârlıkta, tevazuda, doğlukta, cömertlikte birer parça halinde duruyor mutluluk.
Bazen bir kitap arasında karlılaşırsınız onunla, bazen bir şiirin mısrasında. Bazen minik bir çikolataya büyüteçle bakar, bazen de soğumuş bir kahveyi yüreğinizdeki  muhabbetle kaynatırsınız. Anlatabiliyor muyum?
Mutluluk sizsiniz, mutluluk sizin gözleriniz, sinir bozucu korna seslerinden rahatsız olan kulaklarınız, üzerinde dolaştığınız ayaklarınız, kalem tutan eliniz. Mutluluk sizsiniz. Bırakmayın onu, evinizdekilerin daimi olmadığını, yalnızca misafir olduklarını ve hoş tutulmadıklarında başka yüreklere gideceklerini unutmayın. Diyeceklerim bu kadar.
İşlerim var, kapatmak zorundayım.
- İçimi ferahlattı bu cümleleriniz, sizi bir daha arayabi....
• Telefon kapanır.


01.10.2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DİNLENMEYİ ÖĞRENMEK

SOSYAL MEDYA VE REEL HAYAT

Değişmek | Değişime Direnç Göstermek