Biz Mağlup Olmuş Bir Medeniyetin Çocukları mıyız?
"Biz mağlup olmuş bir medeniyetin çocuklarıyız" diyor Yahya Kemal Beyatlı.
Biraz düşünüyorum bu sözün üzerine. Önümde duran dergiyi unutuyorum. "Okurken aynı zamanda düşündüklerinizi yazın" diyen hocamın nasihatine uyup yazmaya başlıyorum.
İlk etapta aklıma Tanzimat devrinde aldığımız yaralar geliyor. Yenilgi psikolojisi, tekke ve zaviyelerin kapatılması, dini ve fenni olarak ilimlerin ikiye ayrılması...
Dünyada en ileriyken batının cilalı yüzüne aldanıp tembelleşmemiz, İttihat ve Terakki cemiyeti, Jön Türkler... Film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor hepsi. Şu kitapta da şöyle diyordu, bu belgesel de böyle, şu hoca şöyle anlatmıştı, bu arkadaşımla ne kadar uzunca konuşmuştuk bu meseleyi... Zihnimde uçuşan verileri yakalayıp uygun yerlere koymaya çalışıyorum ama nafile. Söz oldukça garip. Bir mağlubiyet var ortada ve daha ağırı bunun bir medeniyet olduğunu söylüyor Yahya Kemal. Evet biz batının sistemi karşısında mağlup olduk! Evet biz tembelliği yüzünden yenilen atalarımızdan sonra geldik ama medeniyetimiz yenilmedi! Biz medeniyetimizi unuttuğumuz için yenildik. Biz güneş gibi aydınlatan İslam'ı bırakıp batının deniyetini satın aldık. Ve çok şey ödedik aldığımız deniyet karşısında. Ahlakımızdan verdik, ilim aşkımızdan, yenilikçiliğimizden, çalışkanlığımızdan, cesaret ve heybetimizden verdik. Evet hepsini toptan vermedik ama kalanlar da artık döndüremiyor çarkımızı, artık tekleyerek gidiyor aracımız. Hatta gitmiyor; biz kolları sıvamış milim milim iterek yerinden oynatmaya çalışıyoruz.
İlimlerin dini ve fenni olarak ayrıldığını tam olarak şuan kavrıyorum. İslam... İlmin menbaı olan muhteşem dinim... Biz böyle bir ayrım bilmiyorduk. Bizim camimizin mimarı aynı zamanda o camide imamlık yapacak düzeydeydi. Bugün kitapları Harvardda okutulan İbni Sina medreseli değil miydi? Cezeriler, Haysemeler, Harezmiler... Bunlar islam'ın beşiğinde sallanmış çocuklar değil miydi zaten? Bugün okul ve camilerimiz ayrı. Okullu ve camililerimizde ayrıldı doğal olarak. Medrese ve üniversiteyi ayırmanın amacı da buydu zaten. İnsanlar bir seçim yapsın; camide diz çöküp medeniyetten(!) bir haber olmak mı, yoksa üniversite kampüslerinde ileri bir istikbal için mekik dokumak mı?
Camilerimiz ayrı, üniversitelerimiz ayrı oldu ama kimse ileri bir istikbal için tek ilmek öremedi dünyanın başına; tüm çabalar boşuna.
Söz biraz düşününce fazlasıyla can sıkıcı bir söz; "Biz mağlup olmuş bir medeniyetin çocuklarıyız." Atalarımız medeniyetimizi bıraktıkları için mağlup oldular. Bizim güneşimiz ışığından bir şey kaybetmedi. Onlar bu ışığa gözlerini kapamayı tercih ettiler sadece...
Bu konu üzerinden dinde reforma, kilisenin baskılarına- aforozlarına - engizisyon mahkemelerine, batının laikleşme sürecine ve hatta sağcılık-solculuk-muhafazakarlık kavramlarına kadar gidilebilir.
"Uzun lafın kısası" sözüne müteakip buralara değinmeden söylemek istiyorum;
Biz gerici değiliz! Aksine en ileri istikbali bünyesinde barındıran İslam'ın müntesipleriyiz. Medeniyetimizin yaşadığı bir mağlubiyet yok, onun üzerine gelebilecek daha muhteşeşm ve kuşatıcı bir medeniyette yok. Üstat Seyyid Kutub'unda dediği gibi: "İslam'dan öte bütün görüşler cahiliyedir." Bu böyle bilinsin.
Mağlubiyet psikolojisinden çıkıp galibiyet için çalışmak lazım; Metodu Rabbani bu yolun. Bundan öte söz yok. Konuyla ilgili Alparslan Kuytul hocanın "Ümmetimizin Çöküşü ve Çöküşün Sebepleri" yazı dizisini de tekrar okumakta fayda var. Öncelikle dergideki yazının sonunu getirmeliyim. Tanzimat devrinden 21. asra dönmekte fayda var.
27.12.2019
"Biz mağlup olmuş bir medeniyetin çocuklarıyız"Yahya Kemal BEYATLI
YanıtlaSilMedeniyetimiz İslam olunca mağlup olması da söz konusu olamaz. Eğer biz bu kutlu medeniyeti mağlup ettiysek, sahip çıkamadıysak bu bizden taraf bir mağlubiyettir. Yoksa medeniyet kutsaldır.
"Camilerimiz ayrı, üniversitelerimiz ayrı oldu ama kimse ileri bir istikbal için tek ilmek öremedi dünyanın başına; tüm çabalar boşuna..."
YanıtlaSilGüzel.. 😊