BAK İBRAHİM | 3



     

Bak İbrahim;
Hayat; yıllardan, yıllar haftalardan, haftalar günlerden ibaret bir oyundur. Bir gün yirmidört saattir. İlkokul çocuğunun bile bildiği bu bilgiyi hatırlatma ihtiyacı hissettim. Saatlerin geçiş hızı kadar günlerinin çabuk bittiğinin ve bu günlerin ömründen gittiğinin farkında ol. Kolundan saatini çıkartma, olur da bir gün gaflete dalar, boş oturma günahına düşecek olursan saatini kulağına dayarsın. Yelkovanın işleyiş sesi seni harekete geçirmeli. Aslına bakarsan saatti-sesti hepsi bahane. Eğer içten motorlu olursan her mesele senin için bir muharrik olur. Geçen saat, otobüsteki ağzı bozuk şoför, caddelerde dünyadan bir haber dolanan-kimsenin canını acıtmayan gençler seni harekete geçirir. Sen yeter ki hareket halinde olmak iste. Allah sana karinelerle yol gösterecektir. 

Bak İbrahim; 
Hayat oyununun en güzel, en heyecanlı, en deli bölümü gençlik çağıdır. Gençlik dünyanın güneşin etrafında bir defa dönmesi kadar hızlı geçer. "Gençsin" laflarına pek kulak asma. Herkesin yaşlanınca yaparım diyerek ötelere ittiği, ancak mezara kadar ötelere itmeye devam edeceği dünyalık heveslerine kör-sağır ve dilsiz ol. Gönlün dünyanın geçici bir lezzetine tamâh edecek gibi olursa "yaşlanınca yaparım" de. Sen de biliyorsun, yaşlanınca olmayacak. Olsun! Bu da cennette istediğim köşkün bir tuğlası olsun. 
Ötelere ittiğin hayaller ve vazgeçtiğin şeyler için daha çok çalışmayı kendine bir borç bil!
Okumaktan ve yazmaktan vazgeçme. Bu karanlık çağı aydınlatmak için önce kendini aydınlatmalısın. Ama unutma ki tüm kitaplar bir kitabı daha iyi anlamak-yaşamak ve yaşatmak için okunur. Aklın fikrin hep bununla meşgul olsun. 

Bak İbrahim; 
Hayattaki güzellikler gözümüze ve kulağımıza hitâb eder. Öyleyse soruyorum; Kalplerin güzelliği nasıl anlaşılır? Göremediğimiz ve duyamadığımız kalplerden nasıl haber alınır, güzelliği ne ile ölçülür?
Teşbihte hata etmekten Allah'a sığınırım. Bence kalp soyut gibi görünen ama hissedilen, elle tutulmayıp, gözle görülmeyen kokulara benzer. Göremezsin ama güzel kokusu seni mest eder, göremezsin ama kötü kokusu seni rahatsız eder. Aslında sîmasında güzellik kriterlerine rastlanmayan ama bizi mest eden bazı insanlarda ki işte bu güzel kokudur. İnsanın kalbinin güzelliği yüzüne, konuşmalarına kısaca her şeyine yansır. Gül ezenin elinde gül kokusu, çöp toplayanın ellerinde çöp kokusu kalır. D0nya Hz. İsa'nın da benzettiği çöplük, ahirette efendimize has kılınan g0le benzer. Tercih etmek sana kalmış..
Güzellik Allah'a aittir. Sen o güzellik menbaından bir damla alabilmeye, gençken kalbinde o güzelliği oluşturabilmeye bak. Bunu yapmanın en kestirme yolu zikirdir. Üstad Said Nursî bunu çok güzel anlatır. "İnsanın fikri ne ise zikri de o dur" sözü doğru olabilir, ancak sürekli zikrederek fikrini de meşgul edebilirsin. Ve genelde insanların zikir için özel bir zaman tahsis etmeleri hatasına düşme. Mesele yalnızken yapmak değil, asıl mârifet halk içinde Hak için yaşamaktır. Gördüğün her güzelliğin sahibinin Allah olduğunu bil ve güzelliğine şükrederken, acizliğin ve günahların için de
istiğfar et. Yaşlanınca elinden tesbihini düşürmeyen ninelerin yaptığı hataya düşme. Gençliğin geri dönüşü yoktur. Tıpkı bugünün geri dönüşünün olmadığı gibi. Ve gençlik yirmidört saat kadar çabuk geçer. Şimdi tekrar saatini kulağına yaklaştır, bak zaman hâlâ işliyor, bugün gençsin, daha çok yorul..

Bak İbrahim; 
Her yazdıktan sonra bunları liste gibi tutup yaşamaya çalışıyorum. Yazmak insana dokunur mu? Yaşayınca dokunur işte. Yaşadıklarının ardında saklı olan hikmetleri görmeye çalış. Sadece satırların değil, saatlerinde yüreğine dokunsun. Yüreğini temiz tut... 

07.07.2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DİNLENMEYİ ÖĞRENMEK

SOSYAL MEDYA VE REEL HAYAT

Değişmek | Değişime Direnç Göstermek