Ana içeriğe atla

İRADE PROBLEMLERİ VE İRADE TERBİYESİ



İrade: Sözlükte “seçmek, istemek, yönelmek, tercih etmek ve karar” anlamlarına gelen irade terim olarak “insanın önüne gelen seçeneklerden birini kendi isteğiyle tercih etmesi” olarak tanımlanabilir.
İnsanı diğer canlılardan ayıran irade yetisidir.
İnsan seçimlerinde hürdür. Dolayısıyla yaptıklarından ve yapmadıklarından da mesuldür. Aslında “irade” insanın hayatın içinde en çok kullandığı yetidir diyebiliriz. Ancak çoğumuz bunun farkında değiliz. İnsanın kulluğundaki birtakım eksikler ve hayatın içinde yerine getiremediği sorumlulukların ana sebebi iradedeki bazı eksiklikler ve problemler diyebiliriz. Başta nefsin dizginlerini ele almak ve kulluğumuzdaki gedikleri kapatmak için irade problemlerini tespit etmeli ve çözüm yollarını aramalıyız. Kulluğunu en güzel şekilde yerine getiren kişi nefsin dizginlerini eline almıştır ve dolayısıyla hayatı düzenli olur. Zamanın kıymetinin farkındadır ve görev ve sorumluluklarını aksatmadan yerine getirir.
“İrade Terbiyesi” konusuna girmeden önce “İrade Terbiyesinin Önündeki Engeller” konusuna bakmak gerekir. İradeyi zayıflatan 5 etken vardır;
  1. Amacı unutmak
  2. İsteksizlik
  3. Şehvet
  4. Kötü Arkadaş
  5. Tembellik bahaneleri
Kişinin amaç ve hedeflerini sürekli aklında tutması ya da kendine hatırlatması bir çeşit muharriktir, kişiyi harekete geçirir. İşte bunun tam tersi de kişi amacını unuttuğu ve ulaşmak istediği hedeflere karşı mağlup psikolojisine girdiği zaman da isteksizlik başlar. Ve ne yazı ki insan istemediği hiçbir şeyi yapmaz, yapsa da sağlıklı sonuçlar elde edemez.
İrade terbiyesindeki bir diğer engel; “Şehvet”. Şehvetten kasıt; insanı iyiden uzaklaştırıp kötüye sevk eden her türlü nefsani duygulardır. Kişi nefsinin isteklerini yerine getirdiği zaman artık nefsi le kendisi arasında bir emir komuta zinciri meydana gelir. Nefis kötüyü emreder ve insan da bunlara uyar. Bunların sonucunda kişide tembellik ve tembelliğin getirdiği diğer kötü hasletler peydâ olur. Peki nefsimize karşı dik durmak mümkün müdür?
Nefsin isteklerine karşı mücadele de 4 çözüm yolu vardır:
  1. Az yemek
  2. Az uyumak
  3. Az konuşmak
  4. Uzlet
Aslına baktığımızda İslam’ın farzları ve haramları insanın iradesini güçlendirmekle beraber onu disipline eder. Namazın belirli vakit ve şartlar dahilinde eda edilmesi, orucun zamanı ve saat aralıkları, haccın zorluğuyla birlikte maddi ve bedeni bir ibadet oluşu, insanın zekat verirken malından bir kısmını vermesi insanı disipline eder ve hayatını düzene koyar. Yani kişi İslam’ın rükünlerini yerine getirdiği zaman Allah’a kulluğunu yerine getirmekle beraber hayatı kaliteli ve düzenli bir birey haline gelir. Bu sebeple kişinin şehvetlerini terk etmesi ve nefsinin dizginlerini eline alması irade terbiyesinin sonucudur.
Bir diğer problem de “Kötü Arkadaş Grupları”dır. Atalarımız “Bülbül güle, karga çöplüğe götürür” diye boşuna dememişlerdir. Buna benzer bir başka ata sözünde de “gül bahçesine girenin üzerine gül kokusu, çöplüğe girenin üzerine de çöp kokusu siner” demişlerdir. İnsanı harekete geçirebilen çevre faktörü aynı zamanda onun için bir yer çekimi kuvveti olup onu olumsuz da etkileyebilir. Efendimiz (sav) arkadaşın önemine binaen;
“Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin” buyurmuştur.
“Bana arkadaşını söyle sana kim oluğunu söyleyeyim” vb. sözler ile de arkadaş ortamının insanı ne derece etkilediği tecrübelerle kanıtlanmıştır. Kişi kendisini harekete geçirecek arkadaşlar seçmeli; kötü ahlakları olan kişilerden özellikle uzak durmalıdır. Jules Payot “İrade Terbiyesi” kitabında arkadaşlığın önemine dair şu sözleri sarf eder; “Yüksek hedefler koyan gençler için kuru gürültülü kalabalık gruplardan kurtulmanın yolu, aynı hedefe odaklanmış üç-dört arkadaştan oluşan küçük gruplar oluşturmaktır.” Yani kişi irade terbiyesine başlamadan önce arkadaş ortamını da gözden geçirmeli ve gerekirse bu konuda eleme yapmalıdır.
Bir diğer problem ise “Tembellik Bahaneleridir”. Kişinin kendisini haklı çıkarmak için mazeret üretmeyi bırakıp; çalışma ve gelişim odaklı düşünmelidir. Aksi takdirde hava yağmurlu değilse güneşli, soğuk değilse sıcaktır. Yani mazeret üretmek isteyen insan için sebep çoktur.
İrade Terbiyesine başlamadan önce kişinin bu yoldaki engelleri aşması çok önemlidir. Bu yollarla başlanılmayan bir irade eğitimi sağlıklı olmamakla birlikte istenen sonucu vermeyecek ve uzun soluklu olmayacaktır.

İrade Terbiyesi “Derin Bir Tefekkürle Başlar”.
Yani kişi kâinat üzerinde düşünecek, kafa yoracak. Tefekkür, insanı Marifetullah (Allah’ı tanımak)’a götürür. Allah’ı tanıyan insan elbette Allah’ın sever amaç ve hedeflerini aklından çıkarmaz. Bu şekilde iradeyi zayıflatan ve önünde engel olan “amacını unutma” problemini de aşmış olur.
İrade terbiyesinde 2. Yol: Sürekliliktir. Sürekli olmayan hiçbir çalışmadan verim elde edemeyiz. Bunun önemine binaen efendimiz (sav);
“Amellerin en hayırlısı az da olsa sürekli olanıdır”. Buyurmuştur.
Bir işten verim elde etmek için ilk prensip sürekliliktir. İlacı iyileşinceye kadar düzenli ve sürekli kullanmazsak fayda etmez. Düzenli yapılmayan sporun vücuda bir getirisi olmaz. Düzenli ders çalışmayan bir üniversite hazırlık öğrencisi istediği bölüme yerleşemez vb. birçok örnek verebiliriz. Süreklilik irade işidir ve iradesini terbiye eden kimseler bir işi sürekli yapabilirler. Sürekli yapılacak şeylere örnek verecek olursak; Her gün Kur’an okumak. Kişi bunu her gün aksatmadan yaparsa bu artık onda alışkanlık haline gelecek ve süreklilik kazanacaktır. Ama kişi en başta hedefini “her gün bir cüz Kur’an okumak” diye alırsa bu hedefe ulaşamayacaktır. Çünkü miktarın çokluğuyla beraber hayatın içinde bunu düzenli devam ettiremez. Ama kişi her gün üç sayfada olsa okursa bu sürekli yapılan fiil iradesini güçlendirmekle birlikte hayatına bir düzen getirecektir.
İrade terbiyesinde 3. Yol; Çalışma amaca yönelik olmalıdır.
Kişi amacını belirledikten sonra çalışmaya başlamalıdır. Mesela; üniversiteye hazırlanan biri hangi bölümü istediğine karar verip, o hedefe göre çalışmalıdır. Kilo vermek isteyen biri kaç kilo vermek istediğini belirleyip beslenme ve spor rutinini oluşturmalıdır. Amaçsız yapılan işlerde süreklilik yoktur. Düzensiz yapılan işlerin hayat kalitesini düşürdüğü ve fayda vermediği aşikardır. Bu sebeple kişi amacını belirleyip sürekli bir çalışma düzenine girmelidir.
İrade terbiyesinde 4. Yol: İradeyi baltalayan meselelerden kurtulmaktır.
İradeye balta vuran etkenler kötü arkadaş grupları, sosyal medya, gereksiz doldurulan zihin vb. olabilir. Kişi kendisini aşağıya çeken tüm meselelerden kurtulmalıdır. Bu şekilde irade terbiyesinde daha sağlam ve faydalı yol alacaktır.
İrade terbiyesinde 5. Yol: Her vakti değerlendirmektir.
Hayatın içinde kullanılmayan mini zamanlar vardır. Ancak bu mini zamanlar birleştiğinde büyük zaman yığınlarına dönüşürler. Mesela her gün 15 dk. Kitap okursanız; 1 yılın sonunda tam 11 gün kitap okumuş olursunuz. Bu 15 dakikayı topluma taşımada geçen zamanlardan ya da arkadaş vb. beklediğiniz zamanlardan seçebilirsiniz. Sadece işe gidiş yolunda çalışarak dil öğrenen, onlarca kitap okuyan ya da bazı rutinlerini bu mini zamanlarda halleden birçok insan var. Kişi bu zamanları değerlendirdiği zaman kişisel gelişimiyle beraber hayat ve düşünce kalitesini de arttırmış olacaktır.
İrade terbiyesinde 6. Yol: Erken kalkmak, az ve sağlıklı yemektir.
İrade terbiyesini özetleyecek nokta “Yorulduğunda başka bir işle tekrar yorul” ayetidir. Kişi işini bitirdiği zaman başka bir işle yorulması Rabbimizin bizzat emridir. Kişi İslam’ın farzlarını hakkıyla yerine getirdiği zaman disiplinli ve düzenli bir birey olur. Bir de nafilelerini yaşaması kişinin hayat kalitesi yükselir ve iradeyle ilgili herhangi bir problem yaşamaz. İstediği amaca odaklı çalışır ve hedefine de ulaşır. İrade terbiyesi başta iyi bir kul olmak için ve iyi bir kul olmanın getirdiği kaliteli hayattan yaralanabilmek açısından çok önemlidir. Kendimizle sürekli bir rekabet içinde olmalıyız.
İrade ile İlgili Ayetler:
“Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim.” (Şems Sûresi, 7-8)
“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.” (İnsan Sûresi, 3)
“Biz ona iki yol (iyi ve kötü) gösterdik.” (Beled Sûresi, 10)
“Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems Sûresi, 9-10)
“Kim iyi bir iş yaparsa lehine, kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara asla zulmedici değildir.” (Fussilet Sûresi, 46)
“Yaptıklarına karşılık olarak onları ortadan kaldırır. Birçoğunu da bağışlar.” (Şûrâ Sûresi, 34)
Rabbim iradesine hakim, kulluğunu hakkıyla ifa eden kullarından olmamızı cümlemize nasip etsin.
10.2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DİNLENMEYİ ÖĞRENMEK

SOSYAL MEDYA VE REEL HAYAT

Değişmek | Değişime Direnç Göstermek